Vasilije Micic Final Four öncesi Fanatik’ten Gökhan German’a açıklamalarda bulundu:

– Anadolu Efes’in 18 yıl sonra ilk, senin de üst üste olmak üzere ikinci Final Four’un. Neler hissediyorsun?

Yeniden Final Four’da yer almaktan dolayı oldukça mutluyum. Anadolu Efes, özellikle son yıllarda Final Four’un dışında kalıyordu. Geçtiğimiz yıl Zalgiris’te oynarken bu yıl Efes’te oynarken Final Four’da olmamız herkes tarafından beklenen bir başarı değildi. Taraftarlarımız ve iki takımla temsil edileceği düşünülürse Türk basketbolu için çok mutluyum. Bu takımın parçası olduğum için gurur duyuyorum.

‘Bireysel anlamda çok yetenekliler’

– Yarı finalde Fenerbahçe Beko ile karşılaşacaksınız. Nasıl bir rakip olarak görüyorsun? Sence rakibinizin en güçlü yanları neler?

Bu sezon çok istikrarlı bir görüntü sergilediler. En önemli avantajları, uzun süredir birlikte oynuyor olmaları… Birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Bunların yanı sıra bireysel anlamda çok yetenekliler ve detaycı, çok iyi bir koça sahipler. Oldukça fiziksel ve sert bir oyun oynayabiliyorlar. Nitekim Zalgiris’e karşı da ne kadar iyi bir takım olduklarını gösterdiler. Sezon içinde birçok sakatlık problemleri yaşadılar ama oyun anlamında gelişme kaydettiler.

– Tarih yazmaya iki galibiyet uzaktasınız. EuroLeague şampiyonluğuna ulaşmak senin için ne ifade ediyor?

Şahsen EuroLeague’i kazanmak benim için çok şey ifade ediyor. Hayat sadece basketboldan ibaret değil ama basketbol bizim hayatımız. Final Four’daki şampiyonluk favorileri arasında en arka planda gösterildiğimizden kazanmak bizim için daha büyük şeyler ifade ediyor.

‘Kendime olan güvenimi kazandım’

– Bu sezon EuroLeague kariyerindeki en iyi istatistiklere ulaştın. Sen oyunun düzeyini artırmak adına bu sezon farklı bir şey yaptın mı?

Farklı bir şey yapmadım ki bence bu gelişim, sadece bir yaz döneminin veya iyi bir maçın etkisiyle gerçekleşmedi. Senin zamanının gelmesi, her sezon sağladığın gelişim ile alakalı bir durum. Baktığınızda 2 yıl önce TOFAŞ ile haftada sadece 1 maça çıkıyordum. Bu benim yeniden başlamam, kendime güvenimi kazanmam için seçtiğim bir yoldu ki çok da iyi bir karar oldu. Benim üst seviyelere çıkmama katkı sağladı. Son 5-6 yıllık süreçte oyunumu geliştirmek için çok çalıştım ve şu an için en iyi seviyeye ulaşmaktan dolayı çok mutluyum.

‘Herkes fedakârlık göstermeli’

– Takımda sadece sen ve Dunston daha önce Final Four’da mücadele etmiş isimlersiniz. Vitoria-Gasteiz’deki bu büyük organizasyon öncesi nelere dikkat çekiyorsun?

İlk olarak yarı final maçına hazır olmalıyız. Oynama ihtimalimiz olan diğer maçları düşünmeden sadece ilk maça odaklanmalıyız. Bunun dışında Fenerbahçe Beko ile oynayacağımız maç için herkes kendi rakamlarından fedakârlık göstermeli. En önemli olan şey takımdır. Özveri sergiler, sertlik gösterirsek her şey çok iyi olacaktır.

‘Kalitemizi ortaya koymalıyız’

– Bu sezon özelinde Fenerbahçe Beko ile 6 kez karşı karşıya geldiniz. İyi yönlerinizi, kötü yönlerinizi görme şansınız oldu. Bunun iki takım açısından da bir avantaj veya dezavantaj yaratacağını düşünüyor musun?

Takım fark etmeksizin her maça çok iyi hazırlandıklarını biliyoruz. Biz, onlara karşı önem taşıyan noktalarda kararlı ve kabiliyetli olmalıyız. Bunu yapabileceğimizin farkındayız. Kalitemizi ortaya koymalıyız. EuroLeague sezonunda sahamızda oynadığımız hiçbir maçta kolay teslim olmadık ve Fenerbahçe karşısında da 6 maçta 3 galibiyet elde ettik ama bu farklı şekilde tarafsız sahada sadece 40 dakikalık bir maç.

‘Bu takımdaki oyuncular her an savaşmaya hazır’

– Anadolu Efes’in Final Four’da olmasının genel bakış açısında sürpriz olarak nitelendirildiğini söyledin. Sen sezon içinde kişisel olarak ne zaman Final Four’a gidebileceğinizi düşünmeye başladın?

Bu takımda en sevdiğim şey, kadrodaki oyuncuların karakterleri… Bu takıma geldiğimde çokça daha önce gelen oyuncuların başarıya aç olmadıklarını, keyif almak için burada bulunduklarını duymuştum. Ama bu seneki takımın, bir şeyler başarmak adına her an savaşmaya hazır olduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Final Four, Play-Off veya herhangi bir derece fark etmez. Bu takımdaki oyuncular, önceki sezonlara göre farklı şekilde bir karakter göstermeyi başardılar. Sezon ortasında bazı sert maçları kazandıktan sonra yeteneklerimizin, kalitemizin gerçek anlamda farkına vardık ve daha fazlası adına, Final Four adına gerekli inancı sağladık.

‘Zalgiris deplasmanıyla anladık’

– Sezona 9 yeni oyuncuyla başladınız ama sen çok çabuk adapte oldun ve takım kimyası da kısa sürede inşa edildi. Bunun sırrı neydi?

Sezon başında hazırlık kampı için hep birlikte İtalya’ya gitmiştik. Sakatlık sorunlarımız yoktu ki bu oldukça önemliydi. Fiziksel olarak kısa sürede iyi bir düzeye geldik. Teknik kadro da takım uyumunun sağlanması adına büyük katkılarda bulundu. Kimse bireysel anlamda bir şeyleri gerçekleştirmeye çalışmadı. Çünkü takım arkadaşlarını dinlemeli, onlarla konuşmalısın. Çok sayıda yeni gelen oyuncunun varlığından dolayı teknik kadro için de takımı sezona en erken şekilde hazırlamak oldukça zordu. Bizim için sezonun ilk yarısında bazı kritik maçlar vardı. Zalgiris Kaunas deplasmanında aldığımız galibiyetle deplasmanlarda gerçek anlamda üstün gelebileceğimizi anlamış olduk. Her geçen gün, adım adım kendimize olan inancımız arttı.

– Kızılyıldız, Zalgiris Kaunas gibi takımlarda oldukça etkileyici atmosferlerde oynadın. Geçtiğimiz ay Sinan Erdem Spor Salonu da benzer bir havayı yakaladı. Bu atmosfer hakkında neler düşünüyorsun?

Çok mutluyum. Türk insanının bakış açısı, Sırp insanının bakış açısıyla büyük benzerlikler taşıyor. Sporu seviyorlar, spor hakkında konuşuyorlar, tutkulular; nasıl eğleneceklerini, seveceklerini biliyorlar. Bu durumlar, bizim kültürümüzle benzerlikler taşıyor. Geçtiğimiz ay bu salonu full gördüğümde çok mutlu oldum çünkü ilk geldiğim dönemdeki maçlarda 4-5 bin kişiye oynadığımız oluyordu. Taraftarların varlığı bizim en iyi oyunumuzu oynamamıza, potansiyelimizi sergilememize imkan tanıyor. Son Barcelona maçı bizim için tarihi bir geceydi. (Fanatik)