fenerbahçe
Habertürk Gazetesi yazarı Gökhan Türe, Fenerbahçe Doğuş – Zalgiris maçını değerlendirdi.

Fenerbahçe Doğuş demek, takım olmak demek… Başarıya giden yolun kapısını açan anahtar kelime ise ‘paylaşmak’…

Euroleague’in resmi sitesine girin ve bir göz atın… İstatistiklerin hiçbirinde ilk sıralarda Sarı-Lacivertli takımdan kimseyi göremezsiniz… Hatta ilk beşin içinde 1-2 oyuncu dışında Fenerbahçeli bulmanız dahi zordur. İşte bu, sahada her şeyi paylaşan bir takım olmanın getirisi… Tıpkı dünkü gibi…

Bir bakmışsınız Dixon, 1.78’lik boyuyla uzunların arasından kuş gibi süzülüp, çemberin içine topu bırakmış… Çoğu zaman köşelerden üçlükleri potaya gönderen Datome, Vesely’nin omuzlarındaki yükü almış; rakip uzunlara tam 3 blokla kabusu yaşatmış… Melli, tam 6 asistle dünkü oyunda görev yapan tüm guardları yaya bırakmış… Onunla da kalmamış, tam 5 top çalmış!.. İşin özü, dün kendi çizgisinden uzakta bir performansla seyretse de Kanarya, galibiyete giden yolu bir şekilde bulmuş; paylaşmanın artısıyla…

DIXON BÜYÜK OYNADI

Bobby Dixon, neredeyse tüm sezon belindeki “müzmin” sakatlık nedeniyle Obradovic’in “haklı olarak” tercihini diğer guardlardan yana kullanmasıyla ikinci planda kalmıştı. O yüzden de çok fazla yıpranmadan, az süre alarak Final-Four’a gelmişti. Bir bakıma Obra O’nu korumaya almıştı. Ve o “küçük dev adam” yine yaptı yapacağını… Büyük oyuncu olmak demek işte bu… Kanarya’nın krize girdiği anlarda sazı eline aldı. O müthiş özgüveni ve rakip potaya korkusuzca yolladığı basketlerle takımını kabustan zafere taşıdı.

Kolay değildi, hem de hiç kolay değildi… “Şampiyon” apoletiyle koca bir sezon hemen tüm rakiplerin hedefi olup, net “favori” olarak geldiğin Belgrad’da ekmeğini yine taştan çıkardı F.Bahçe Doğuş… Zalgiris’in, coach Jasikevicius’la ortaya çıkan inatçı karakteri, Pangos liderliğinde müthiş bir disiplin içinde yine oyunda kalmalarını sağladı. 16 hücum ribaundu ile ikinci şans toplarıyla F.Bahçe’nin her hamlesine yanıt verdiler. Taa ki Dixon sahaya dönene kadar!..

F.Bahçe, üst üste 4. Final-Four’unda, üst üste 3. kez finale kalarak Obra ile Avrupa basketbolunda “devrim” yapmaya devam ediyor. Obradovic, 1992’de İstanbul’da ilk kupayı Partizan’la kaldırmıştı. Şimdi 10. kupayı F.Bahçe ile kendi ülkesinde kaldırmaya çok yakın. Buraya tüm sezon boyunca “never enough” (Asla yetmez) diyerek geldiler. Geçen yılki şampiyonlukla tatmin olmayacaklarını hep üzerine basa basa söylediler. Finale kalmakla da yetinmeyeceklerinden eminiz. Real Madrid’den 2015’in rövanşını alma zamanı geldi, çattı.

* Gökhan Türe’nin Habertürk Gazetesi’ndeki yazısıdır.