melli
Fanatik Gazetesi yazarı Gökhan German, Baskonia – Fenerbahçe Doğuş serisinin üçüncü maçını analiz etti.

Her şeyin bir ilki var derler. 11 maçlık seri bir Euroleague rekoruydu. Ama hiçbir seri sonsuza kadar sürmez. Nitekim Fenerbahçe Doğuş’un bu serisi dün Vitoria’da son buldu ama Final-Four umutları değil tabii ki… Dünkü maçla ilgili yaptığım gözlem, Baskonia’nın Fenerbahçe’den aşırı derecede korkması. Öyle böyle değil bu korku.

Sarı-Lacivertliler, kendi Play-Off tarihinin belki de en kötü savunmasını yaptı. Baskonia tam 14 üçlük buldu, 3-4 kere farkı çift hanelere çıkardı, normalde bu sahada bu tempoyu yakaladıklarında rakip kim olursa olsun ezip geçerlerdi, son ana kadar elleri ayakları terledi.

Ekmeğine yağ sürdü

Hele 4. periyodun başlangıcı vardı ki, inanılır gibi değildi. İki takım da 4 kısaya dönmüştü. Bu durum Baskonia’ya yaradı. Timma 3 dakikada 8 sayı atarken, seri 35. dakikada 15-0’a, fark da 16’ya çıkmıştı: 82-66. Fenerbahçe’nin attığı 1 basket sonrası, Baskonia’lı oyuncuların beti benzi attı. Hâlâ inanmıyorlardı maçı kazanacaklarına. Nitekim Sarı-Lacivertliler, hiç zorlanmadan farkı 6 sayıya kadar indirdi bir anda. Burada da sonucu Fenerbahçe belirledi bence. Hücumda yapılan basit top kayıpları, Baskonia’nın ekmeğine yağ sürdü. Maçın teması ‘benim evinde değil’di. ‘Not in my house’ yazan atkılar dağıttı Baskonia kulübü taraftarına. Yani ‘Final- Four’a kalırsınız ama benim evimde olmaz’ diyorlar.

İstanbul’a kalmaz 

Dün Sarı-Lacivertliler, savunma konsantrasyonunu biraz yukarı çekebilse, işi yine erken bitirirdi ama zafer birazcık rötar yaptı. Baskonia hücumda bu kadar efektif oynarken bir o kadar da zor kazandı maçı. Fenerbahçe, yarın çok farklı bir şekilde sahada yer alacaktır. Hala serinin İstanbul’a kalmayacağını düşünüyorum.

*Gökhan German’ın Fanatik Gazetesi’ndeki yazısıdır.