bertomeu
THY Euroleague CEO’su Jordi Bertomeu, beIN SPORTS’ta Günün Konuğu’na katıldı. Şükran Albayrak’ın sorularını yanıtlayan Bertomeu önemli açıklamalar yaptı.

Aslında sizi İstanbul’da ağırlamayalı uzun süre oldu. Özlemiştik. Burada olmanızın güzel bir sebebi de var. Acıbadem Üniversitesi’yle bir sponsorluk anlaşması yaptınız…

“Acıbadem gibi saygın bir firmayla işbirliği yapmak bizim için önemli bir fırsat. Anlaşma iki yılı kapsıyor. Gelecek yıl Belgrad’da düzenlencek Final Four’da yine Acıbadem’le birlikteyiz. Umarım bu ortaklığı uzun vadeye yayabiliriz. Acıbadem, Final Four’daki takımlara ve aynı zamanda Fan Zone’daki taraftarlara tıbbi sağlık hizmetleri sağlayacak. Yakın bir işbirliği içindeyiz ve yapılan anlaşma her iki taraf için de yararlı.”

Sayın Başkan, 2016-17 Turkish Airlines Euroleague’de normal sezonu tamamlamak üzereyiz. 16 takımın birbiriyle hem kendi sahasında, hem de deplasmanda karşılaştığı yeni formatı ligin CEO’su nasıl değerlendiriyor?

“Bir hayli mutluyuz. Bu sezondan iyi sonuçlar almayı bekliyorduk ama şu anda beklentilerimizi de aşmış durumdayız. Taraftarlardan aldığımız geri dönüşler, sponsorlarımızın reaksiyonları ve geçen yıllara göre artan TV reytingleri bunu gösteriyor. Ayrıca maça giden seyirci rakamları da artış göstermiş durumda. Ortalama seyirci sayıları geçen yıllara göre daha yüksek, dijital ortamdaki izleyiciler bir önceki sezona nazaran akıl almaz derecede fazla sayıda. Tüm bu yeniliklerin merkezinde olan taraftarlarımızdan şimdiye kadar aldığımız geri dönüşler harika. Öte yandan, kulüpler de tatmin olmuş durumda; çünkü, taraftarlarına “en iyileri” izletebiliyorlar. Avrupa basketbol tarihinde eşi görülmemiş yenilikler bunlar. Kısacası, iyi bir sezon bekliyorduk fakat dürüst olmak gerekirse, bu kadarını da beklemiyorduk. Daha ilk sezonumuz. Güzel olan şeylerin sayısı, kötü olanlardan çok daha fazla.”

Sezonda beş defa, takımları aynı hafta içinde ikişer maç oynarken görüyoruz. Bu yoğun tempo nedeniyle kulüplerden gelen herhangi bir şikâyet var mı?

“Hayır, yok. Çünkü bu formata kulüpler karar verdi. Takvimi onlar belirledi. Haftada iki maçın oynanacağı denklemde karar onlara aitti. Biz bazı alternatifler önerdik. Bir maçın iç sahada, diğerinin deplasmanda olmasına karar verdik. Yolculukları kısa tutmak için Avrupa’yı farklı farklı bölgelere ayırdık. Gelecek sezon bu kriterleri daha da geliştirmemiz gerekiyor; zira önümüzdeki yıl, çift maçın oynandığı daha çok hafta olacak. Öğrenmeye devam etmeliyiz. Yeni dönemle birlikte; kulüpler, antenörler, Euroleague yönetimi… Herkes, bu değişimin sonuçlarını öğrenmeli ve yeni sezon için daha da gelişim kaydetmeli. Temelde, kulüplerin sistemden memnun.”

Oyuncular maça çıkmayı seviyor, antrenman yapmayı değil” demiştiniz. Peki bu yeni format sakatlık riskini artırmıyor mu?

“Hayır. Zannetmiyorum. Sakatlıkların sebebi maç yapmak değil. Oyuncuların sakatlanmalarının nedeni, dinlenmeye vakit bulamamaları. Yaz döneminde dinlenmeleri gerekiyor ve Avrupa’daki basketbol takvimi sebebiyle maalesef bu mümkün değil. Milli takımlar, turnuvalara hazırlık kampları… Son iki-üç yılda yazın hiç dinlenme vakti bulamayan birçok oyuncu var. Yazın dinlenememeleri, sakatlıkların başlıca sebebi. Aslında en azından dört-beş hafta süreyle dinlenebilseler, bunlar olmayacak. Oyunculara ne yazık ki gerekli dinlenme süresini sunamıyoruz çünkü Avrupa’daki karmaşık takvim, tatile izin vermiyor. Bir çözüm bulmamız ve bu sıkıntıyı gidermemiz gerek. Baktığımız zaman; bu yıl, geçen sezona göre daha fazla sakatlık yaşanmış değil. Geçmişte ve şu an bu sakatlıkların olma sebebi, oyuncuların dinlenemeyişi. Takvim böyleyken de dinlenmeye vakit bulmaları çok zor.”

Halihazırda planladığınız bazı değişiklikler var. Turkish Airlines Euroleague’de takım sayısının yakın zamanda 18’e yükseleceğini ve rakamın daha sonra 20’ye ulaşacağını söylemiştiniz. Nasıl bir zaman çizelgeniz var?

“Bu mesajı verirken, “Euroleague’de nihai takım sayısı 16 değil” demek istedim. Euroleague’de daha fazla takımın yeri olduğuna inanıyoruz. Ancak bu eklemeler biraz zaman alacak. Bizim vizyonumuz, ileriye dönük ve progresif bir yapıda. İlk etapta iki takımlık bir genişlemeyi ve daha sonrasında iki takımın daha lige katılmasını planlıyoruz. Bunun ne zaman olacağını söylemem çok zor. Takımlar ve piyasa ne zaman hazır olursa, o zaman. Basketbolun gelişimi adına stratejik pazarlar belirliyoruz. Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık, muhtemelen bu stratejinin merkezindeki yerler. EuroCup takımları için de daha fazla alan açmak, Euroleague’e katılım hakkını istiyoruz. Bu ve benzeri öncelikleri bir araya getirip doğru zamana karar vereceğiz. Euroleague’i genişletme planımız var, burası kesin. Peki ne zaman? Bunu söylemek için çok erken.”

Takım sayısı artınca hâliyle maç sayısı da artacak. Bu durum, takımları, “Yerel ligler ya da Euroleague” gibi bir seçim yapmaya zorlayacak mı?

“Kulüplerin seçimi belli. Son 16 yıldır Euroleague büyüyerek gelişmeye devam ediyor. Taraftarların da Euroleague maçlarını, yerel liglerdeki maçlara tercih ettiği malum. İstisnasız her ülkede, Euroleague maçlarının, yerel liglerdeki karşılaşmalara göre seyirci sayısı daha yüksek. Ayrıca Euroleague maçları hafta sonu oynanmıyor. Bunun bilincinde olarak, taraftarların istediğini yapmaya gayret edeceğiz. Taraftarlar, Euroleague maçı istiyor. Biz de maç sayısını artıracağız, tabii ki yerel liglerle birlikte çalışarak, bunu yürütmenin bir yolunu bularak… Yerel ligler çok önemli. Euroleague’deki maç sayısını artırmak, yerel liglerin fikstürünü etkilemeyecek. Müdahale etmek istemiyoruz. Eğer bu sene daha fazla maç yapacak olsaydık, bu karşılaşmalar da hafta içinde oynanacaktı. Yerel liglerin takvimine her zaman saygımız var, olmaya da devam edecek.”

Sayın başkan, EuroCup’ı da konuşalım. Halihazırda problemleriniz var demiyorum ama…

“Problemlerimiz vardı.”

Peki son durum ne? Hani takımlar EuroCup davetlerini kabul etti? Euroleague’de ya da EuroCup’ta oynayacak takımlar nasıl ayrıldı?

“EuroCup’ı son 15 yıldır nasıl yönetiyorsak, bugün de aynı şekilde devam ediyoruz. Geçen yıl, bazı problemlerimiz vardı. Bu problemler de; FIBA ve ülke federasyonları tarafından savrulan tehditler, yaptırımlar ve baskılar sonucunda oluştu. Bu, anormal bir durumdu. Hukuka uygun değildi. Bugün şartlar daha farklı. Her şey berrak. Gelecek yıldan beklentimiz, normal sürecin başlaması. Kulüpler, istediği ligde oynama özgürlüğüne sahip olacak. Prensibimiz bu. Eğer işler planladğımız gibi giderse, gelecek sezon EuroCup’ta 24 takım yer alacak. Liglere bunu sunduk. Son 15 yılda yaptığımızdan farklı hiçbir şey yok. Her şey geçmişteki gibi, aynı. Bu durumda Türkiye, EuroCup’ta iki takımla mücadele edecek. Geçen yıl bir kazaydı. Kulüplerin, kendini en üst seviyede test etmek istediğine inanıyorum. EuroCup bu imkanı sunuyor ve ayrıca Euroleague’de yer alabilme şansı tanıyor. Galatasaray, bahsettiğim ayrıcalığı yaşadı. Umarım gelecek sezonla birlikte EuroCup’ta durum normale dönecek.”

Geçmişte, “Hedeflerimiz arasında Londra’dan bir takımın ligde yer alması da var” demiştiniz. Bu hedef hâlâ gerçekleşmiş değil…

“Evet, bu gerçekleşmedi çünkü dürüst olmak gerekirse, Birleşik Krallık’tan bir yatırımcının ilgisini çekemedik. Orada, güçlü bir yerel ligin olmadığı gerçeğini kabul etmek gerek. Eski formatta; Birleşik Krallık’tan bir takıma Euroleague’de oynayabileceği 10 maçı önerebiliyorduk. O takım, normal sezonda mücadele edecek ve yüksek ihtimalle bir sonraki aşamaya geçemeyip elenecekti. Çünkü, malum, Birleşik Krallık’tan şu aşamada çok başarılı bir kulüp bekleyemeyiz. Yeni formatla birlikte işler değişti. Şu anda, herkese sezonda en az 30 maç önerebilecek konumdayız. Bugün daha çok talep gören bir sisteme sahibiz. Bu sebeple pazara ilgi daha fazla. Londra Belediyesi’yle görüşmelerimiz oldu ve Euroleague’e daha fazla takım katma isteğimizi anlattık. Böylelikle birinci aşama geride kaldı. Daha şimdiden, Birleşik Krallık’tan farklı kuruluşlarla, tüzel kişilerle iletişim hâlindeyiz ve ilginin arttığını görüyorum. Umarım, geçmişte mümkün olmayan, hayal gibi gözüken bu katılım, yeni formattaki ligin büyümesiyle birlikte gerçek olacak. Özellikle büyümenin ikinci bölümünde Londra’dan bir takımın Euroleague’de olmasını bekliyorum.”

NBA’in eski komisyoneri David Stern’ün en büyük hayallerinden biri, Avrupa Konferansı’nın oluşturulmasıydı. Eğer böyle bir konferans meydana getirilecekse, NBA’in ortağının Euroleague olacağı aşikâr. Euroleague’de böylesine radikal değişiklikleri yaparken, bu ihtimali göz önünde bulundurdunuz mu?

“Hayır… NBA’in kendine ait bir stratejisi var. Yeni bir komisyoner, ligin başında. David Stern ve Adam Silver, NBA’in global yapıda olmasını savunuyorlar ama bu uğurda ilerlerken başvurdukları yollar birbirinden farklı. Dünya değişiyor. Bugün, dijital dünyada, Fransa’da etkinliğini hissettirmek için Paris’te takım sahibi olmanıza gerek yok. Çok daha düşük maliyetlere, takım sahibi olmadan, Fransa’da etkinlik sağlayabilirsiniz. Dijital dünya böyle. NBA’in global olma politikasını devam ettireceğinden eminim. Ancak en azından orta vadede, Avrupa Konferansı gibi bir yapının oluşmayacağını düşünüyorum. Hatta, bundan eminim. Biz, Euroleague’de yeniliklere imza atarken NBA’i değil, kendimizi düşündük. Basketbolu geliştirmeyi, işi büyütmeyi ve kaliteyi artırmayı amaçladık. Hedef kitlemiz için bazı şeyleri değiştirmeliydik. Yani, başklarından ziyade bizle alakalı bir durumdu. Sen de yaptıklarımızdan bahsettin. Hepsi gerçek birer devrimdi. Euroleague’de bu sene başında yaşananlar, bence Avrupa basketbol tarihinin en büyük devrime kaynaklık ediyor. Yaptıklarımız, büyümek içindi. Yerinde sayarak, gelişim kaydetmek mümkün olabilir mi? Değişim, her zaman karşısında direnç bulur. Bunlar hayatın bir parçası.”

Euroleague’in çekirdeği hakkında konuşmaya devam edelim. Bu sezon, Türkiye’den dört, İspanya’dan üç takım vardı. Gelecek sezon İspanya’dan beş takım dahi olabilir. Euroleague’i İskandinav, Balkan ya da başka ülkelerden takımlara açma gibi bir planınız var mı? Birkaç ülkenin ligde çok fazla sayıda takımla yer alması, handikap değil mi?

“Hayır. Bir handikap değil. Çünkü kalite, bizim önceliğimiz. Kaliteyi de sportif başarıyla, imkânlarla, tecrübeyle ölçebilirsiniz. Eğer İspanya’dan beş takım ligde yer alıyorsa, bunu hak ediyorlardır. Türkiye’den dört takım Euroleague’deyse, bu durum ülke basketbolunun gelişimine işaret ediyordur. İtalya’da sadece bir takımımız varsa, buradan yerel ligin kalitesinin son yıllarda düşüş gösterdiği anlamını çıkarıyoruz. Dediğim gibi, önceliğimiz kaliteyi muhafaza etmek. İskandinavya’dan ya da başka bölgelerden takımlara sahip olmak… Elbette, bunu çok isteriz ancak basketbol, futbol gibi değil. 0-0 biten maçlar yok. En iyi taraf, her zaman kazanıyor. 40 sayı farkla biten maçlar kalite anlayışımıza aykırı. Örneğin bu sezonki Euroleague’de etkileyici olan, çok sayıda maçın çok yakın skorlarla bitmesi. İşte kaliteyi buradan anlarsınız. İskandinavya’da takıma sahip olmak gibi bir genişlemeden memnuniyet duyarız ama önceliğimiz, kalite.”

Türkiye’den kaliteli takımlarımızdan biri, Darüşşafaka Doğuş. Bu sezon Wildcard’la (özel davetle) ligde yer alıyorlar. İnişleri ve çıkışları oldu ancak hâlâ playoff yarışının içindeler. Öncelikle, Darüşşafaka’nın ligde yer almasından ötürü, diğer ülkelerden eleştiriler aldınız mı?

“Bir takıma wildcard verdiğinizde daima eleştirilirsiniz. Çünkü yüz kişi veya yüz kulüp, o daveti hak ettiğini düşünür. Hayat böyle. Bununla yaşamaya alışmak gerek, kaçamayız. Bir takıma özel davet sunarken, ikna olmak önemli. “Neden bu takıma wildcard veriyoruz?” sorusuna cevap bulmak gerek. Bugün, aradan geçen zamanın haklılığımızı gösterdiğine inanıyorum. Darüşşafaka Doğuş’a bu ayrıcalığı tanırken; biliyorduk ki, Doğuş Grubu, Darüşşafaka projesini büyütmek için çok istekli. Uzun yıllar boyunca yatırımına devam edecek. Biz de Doğuş Grubu’nun bu hedefini gerçekleştirmesi için yardımcı olup olamayacağımızı değerlendirdik ve ardından uzlaştık. Anlaşmaya göre, Darüşşafaka Doğuş iki yıl süreyle lige özel davetle katılacaktı. Her iki taraf da bu anlaşmanın iki yıllık olduğunun bilincindeydi. Bu anlaşmayı yenilemenin mümkün olmayacağı da netti. Diğer yönden, bu iki yıllık Euroleague katılımı, Darüşşafaka Doğuş’a çok yardımcı oldu. Bence şu anda konsolide, sağlam bir kulüp görüntüsündeler. EuroCup’ta oynama şansına sahip olacaklar. Gelişecekler. Diğer Euroleague takımlarının seviyesinde olduklarını gösterdiler ve bunu söylerken sadece sportif başarıdan bahsetmiyorum. Sen, iniş-çıkışlardan bahsettin… Bu seviyede yer alarak tecrübe kazandılar. Daha da güçlenmek için zamanları olacak.”

Darüşşafaka Doğuş’un gelecek sezon aynı şekilde Turkish Airlines Euroleague’de mücadele etme şansı yok mu?

“Mümkün gözükmüyor. 16 takım arasında wildcard vermeyi öngördüğümüz bir kulüp yok. Geçen yıl Darüşşafaka’yı davet ederek İspanya’dan bir takım eksiltmiştik, bu yıl İspanya Ligi’nde fazladan bir takım aramıza katılacak.”

Doğuş, Darüşşafaka’nın yanı sıra Euroleague’in de önemli sponsorları arasında. Resmî bir açıklama olmasa da, Doğuş Grubu’nun gelecek sezon Fenerbahçe’yle birleşebileceği ihtimaline dair haberler geliyor. Fenerbahçe-Ülker işbirliğine benzer bir Fenerbahçe-Doğuş birlikteliğini nasıl yorumlarsınız?

“Eğer bu karar resmiyet kazanırsa; Doğuş Grubu, Fenerbahçe’nin sponsoru olmaya ilgi gösterirse, bu durum tabii ki Fenerbahçe’ye çok yardımcı olacaktır. Kulübün yapısını daha da sağlamlaştıracaktır. Ancak elbette şu an resmileşen bir şey olmadığını söylemem lazım. Söyleyecek bir şey yok. Sadece, basketbola yardımcı olan herkese teşekkür edebilirim. Her çeşit yardıma ihtiyacımız var. Doğuş Grubu’nun, Darüşşafaka’yla olan bağlılığını devam ettireceğinden eminim. Darüşşafaka için bu bir başlangıç noktası olacak. Bu sene belirlenen standart çok yüksek. Gelecekte, bu kulüp büyümeye devam edecek. Bence durumda kötü olan bir şey yok. İstanbul gibi basketbolda rekabetin çok yüksek olduğu bir şehirde; Anadolu Efes, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi kulüplerin olduğu bir yerde, bulundukları konum bence gayet iyi. İstanbul bu bağlamda, türüne az rastlanır konumda. Darüşşafaka Doğuş’un şimdiye kadar başardıkları, gelecekte bir hayli yararlı olacak.”

Birkaç soru önce FIBA’yla alakalı bazı problemlerin olduğunu konuşmuştuk. Peki, Euroleague ile FIBA’nın tekrar bir araya gelme şansı hiç mi yok?

“Bir araya gelmekten ziyade; bu durum işbirliği yapmakla alakalı. Euroleague Final Four ve EuroBasket esnasında birlikte çalıştık. Herkesin basketboldaki rolünü anlaması önemli. Bu anlaşıldığı sürece, hiçbir problem yaşamayız. 14 yıl boyunca hiçbir problem olmadan, birlikte çalıştık. Bence iki taraf da bu işbirliğinden memnundu. Ancak sonrasında, bir anda, karar değiştirdiler ve kulüp takımlarının yarıştığı bir organizasyona dahil olmak istediler. Buna da saygı duyuyoruz. Söyleyeceğimiz bir şey yok. Problem, kulüpleri kendi saflarına çekememeleri. Kulüpleri ikna edemediler. Problem, kulüplerin reaksiyonuydu. Rekabeti artırmaya devam ettirirlerse, bundan memnun oluruz. Herkesin organizasyon düzenlemeye hakkı var. Saygı duyuyoruz. Kulüp takımları için organziasyon düzenlemek bence onların sorumluluklarının da bir parçası. Ancak başkalarını tehdit ederek, yaptırımlar uygulayarak ya da kulüpleri yapmak istediği şeyleri yapmaya zorlayarak değil. Biz, bir savaştaymışız gibi hissetmiyoruz. Herkes rolünü bilmeli ve eğer karşı tarafı ikna edemiyorsa, onların kararlarına saygı göstermeli. Bu kadar.”

Son olarak tekrar Acıbadem’le yaptığınız sponsorluk anlaşmasına dönmek istiyorum. Anlaşmanın gelecek sezonki Final Four’u da kapsadığını söylemiştiniz. İşbirliği sadece Final Four’dan ibaret mi?

“Evet, sadece Final Four odaklı. Normal sezonu kapsamayan bir anlaşma. Bu yıl İstanbul ve gelecek sezon Belgrad’daki Final Four için Acıbadem’le işbirliğine gittik. Envanter temininden ziyade, hizmet alanında bize yardımcı olacaklar. Buna ihtiyacımız var. Acıbadem profesyonelleri; Final Four’daki takımlar ve alt yaş kategorisindeki turnuvaya katılan takımlar için, tıbbi sağlık hizmeti verecek. Mesela alt yaş kategorisinde Euroleague Küçükler Turnuvası, Final Four haftamızın önemli bir parçası, bizim bebeğimiz. Bebeğimizi çok seviyoruz… Aynı zamanda taraftarın toplandığı FanZone noktalarında Acıbadem’in varlığı bizim için önemli olacak.”

Türkiye’den kaç sponsorunuz olduğunu sayamıyorum bile…

“Çok… Çok fazla.”

Bununla alakalı ne söylemek istersiniz?

“Bu durum, basketbolun seviyesinin Türkiye’de yüksek oluşuyla alakalı. Eğer, Türkiye’de son yıllardaki gelişim olmasaydı bugün bu sponsorluk anlaşmalarını konuşmuyor olurduk. Buradayız, Final Four’u İstanbul’da düzenliyoruz çünkü Türkiye’deki basketbol her geçen gün büyüyor. Final Four’u beş yıl aradan sonra yeniden İstanbul’da düzenleceğiz, daha önce hiç bu kadar kısa aralıkla aynı şehirde Final Four organize ettiğimiz olmamıştı… Bizim, ülkedeki gelişime cevabımız bu. Sponsorlara önerdiğimiz Pan-Avrupa platformu, ilgi çekici. Ama tekrar ediyorum, her şeyin kombinasyonu bu ve en önemlisi, basketbolun Türkiye’de büyüyor oluşu… Biz de, şirketlerin işlerini daha da büyütebilmeleri için gerekli bileşenleri öneriyoruz sadece.”

Türkiye’den yeni bir sponsor daha gelecek mi?

“Bu bir sır. Hayır, hayır… Bize sponsor olmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Elbette farklı şirketler, Türkiye’den farklı pazarlarımız da var. Her birinine ayrı ayrı önem gösteriyoruz.”

Sayın Bertomeu, bize katıldığınız için çok teşekkür ederim… Son bir mesajınız var mı?

“Umarım Türkiye’de bizi izleyenler sezondan keyif alıyordur. Sadece yeni formattan ötürü değil, birçok Türk takımı burada ve Final Four da ülkelerinde olacak. Unutmayın, bir sezon biter bitmez öbürü başlayacak. Euroleague’e sadık kalın.”