thompson
Milliyet Gazetesi yazarı Ümit Avcı, Fenerbahçe Doğuş – Baskonia serisinin 1. maçını değerlendirdi.

Obradovic yönetimindeki Fenerbahçe için lig takvimini 2’ye ayırmak lazım. Çeyrek finaller ve öncesi diye. Öncesi iyi de gitse, kötü de gitse, iş bu noktaya gelince, kimin sözünün geçeceğini herkes daha iyi anlıyor.

Dün de Baskonia karşısında olağanüstü bir başlangıç gördük. Fenerbahçe, birçok kez 3. çeyreklerde yaptığı baskıyı bu kez maçın başında yapıyor, savunmada sert duruyor ve en büyük kozu skor olan rakibi coşturmuyordu. İlk sayısını adeta hava atışıyla bulan Baskonia’ya art arda 3 kez 24 saniyede topu potaya yollama fırsatı tanınmaması, savunmadaki kararlılığı net şekilde gösteriyordu. Zaten Baskonia’nın hücumlarını durdurduğumuz anda galibiyetin geleceğini de sadece biz değil onlar da biliyordu.

Çünkü Fenerbahçe, rakibine oranla çok daha iyi  guarda sahipti ve hücumda onların ne yapıp edecek bir çare bulacağı belliydi.

Zaten Wanamaker 16 sayıyla en skorer isim olurken Sloukas’ın 10 sayı, 11 asistlik resitali, bu ikilinin en kritik anlarda krizi çözen isimler olması, oyun kurucu üstünlüğünü daha da net gösterdi.

Özellikle ilk yarıda hücum ribauntları konusunda çok aksadı temsilcimiz, bizim potanın altındaki 20 ribauntun 12 tanesini rakibe verdi. Ancak belli ki bu zaten alınan bir riskti. Fenerbahçe için öncelik rakip kısaları devreye sokmamaktı ve bunun için uzunlar da fazlasıyla dışarıya açılmaktan hiç çekinmedi. Sonuçta da devrede 26 sayıda kalan Baskonia karşısında farkı 20 sayıya çıkaran Fenerbahçe, mesajını çok net verdi.

İlk yarıda o kadar güzel hazırlanmış hücumları vardı ki temsilcimizin, 3-4 pasla, daha rakip ne olduğunu anlamadan top Baskonia potasından geçti.

2. yarıda savunma biraz düştü, Baskonia kısaları devreye girmeye başladı, ilk yarıda sadece 2 üç sayı isabeti bulan rakip, daha uygun pozisyonlar buluyor ve art arda üçlükler atarak farkı tek hanelere çekiyordu. Ama belki bu da olumlu bir gelişmeydi. Çünkü Fenerbahçe  bir kez daha bu takıma tempo vermenin ne kadar tehlikeli olduğunu gördü. Son çeyrekte 6 dakika 6 faul dışında skor üretememek de aslında savunma kaynaklı atış bulamamanın sıkıntısıydı. Ama dedik ya, guard farkı var işte o kriz anlarını Sloukas ile aşmayı başaran Fenerbahçe, çeyrek final geleneğini bozmadı.

Yarın da alınacak bir galibiyet işin artık bitme noktasına geleceğini gösterecektir. Çünkü sadece bizler değil, eminim ki Baskonia da biliyor ki, Fenerbahçe’yi 3 maç arka arkaya yenmek, hiçbir yiğidin harcı değildir…

*Ümit Avcı’nın Milliyet Gazetesi’ndeki yazısıdır.