Obradovic
Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı Başantrenörü Zeljko Obradovic, NTV Spor’dan İsmail Şenol’un sorularını yanıtladı.

İşte Zeljko Obradovic’in kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplar:

Euroleague’de bu sezon diğerlerine oranla daha farklı bir yıl olacak. Çünkü 30 haftalı bir lig söz konusu ve tüm maçların yoğunluğu fazla olacak. Önceki formatta olduğu gibi ilk turda önemsemeyeceğiniz bir maç yok. Bu format için neler hissediyorsunuz?

“Bu formattan dolayı mutluyum. Çünkü önce hem bizim taraftarımız, hem de tüm Avrupa’daki basketbolseverler her takımın birbiriyle oynadığını görecek. Mesela geçen sezon Maccabi, Olimpiakos veya Barcelona ile oynamamıştık. Bu maçlar taraftarımızın izlemek istediği karşılaşmalar. Eminim basketbolseverler tüm takımları izlemek isteyeceklerdir. Kesinlikle çok farklı olacak.”

Geçen sezon evinizdeki maçları süpürdünüz. Bu sezon işiniz daha zor olacak. Euroleague’de hiç iç saha maçı kaybetmediniz ve bu yıl işler daha farklı. Bununla ilgili ne söylersiniz?

“Öncelikle şuna inanıyorum. Bunu düşünmek yanlış olur. En başından itibaren her maçı oynamaya hazır olmalı ve maç maç gitmelisiniz. Sadece bu şekilde başarabilirsiniz. Biz kendi salonumuzda oynanan maçları özel olarak görmüyoruz. Ben iç ya da dış sahada takımımı aynı şekilde oynarken görürsem mutlu olurum. Yani önemi yok. Tabii ki evimizde daha rahat hissediyoruz çünkü her maçta taraftarımızın harika desteğine sahibiz. Ancak bir kez daha söylemek gerekirse bu sezonun hedefi bir kez daha bir araya gelip, sezonun o anında olmak istediğimiz yerde olmak.”

San Antonio Spurs antrenörü Gregg Popovich ile çok yakın arkadaş olduğunuzu biliyorum. Bu yaz onun verdiği bir antrenör seminerini izledim. Miami Heat’e karşı 3-2 öndeyken, altıncı maçta bir ribaundu alamadıkları için şampiyonluğu kaybetmişlerdi, hatırlarsınız. O seminerde o maç hakkında konuşurken, “O iki maçın her saniyesini hep birlikte izledik. Ben herkesin o acıyı yeniden yaşamasını istedim ki sorun çözülsün ve hatayı anlayalım. Kimseyi suçlamak için değil, biz bunu birlikte yaptık.” dedi. Siz de geçen sezon şampiyonluğu bir ribaundla kaybettiniz. Spurs hikayesine çok benziyor. Siz takımınızla birlikte bununla nasıl baş ettiniz?

“Final Four’u hatırlarsanız iki maç da uzatmaya gitmişti. Eğer uzatma oynuyorsanız iki tarafa da yakınsınız demektir. Kazanabilirsiniz de, kaybedebilirsiniz de. Herkes CSKA maçını hatırlıyor ama yarı finalde Laboral’e karşı da oldu bu. Bunu mutlaka aklımızda tutmalıyız fakat oradan çok uzağız. Çünkü yeni bir sezon var ve artık maç maç ilerlemeliyiz. Final Four’da ne olduğunu düşünmenin faydası yok. Biliyorum herkes bunu konuşuyor. Sezon öncesinde hemen herkes bana aynı soruyu soruyor. CSKA maçında kazanmaya ne kadar yakın olduğumuzdan bahsediyor. İyi de, fark burada zaten. Basketbol maçı bir ribaund, iyi bir savunma, iyi bir karar, iyi bir serbest atış demektir. Maçta hepsi önemlidir. Ancak final maçı oynayacak pozisyona gelmek hepsinden çok daha önemli.”

Geçen sezon başlarken Euroleague’in ana favorilerinden biri değildiniz. Takımınızla ilgili birçok soru işareti vardı. Örneğin Udoh ve Vesely bir arada oynayabilir mi? Bobby Dixon bu seviyenin oyuncusu mu? Ve siz bu soruların hepsini cevaplayarak final four’a yükseldiniz. Bunu nasıl yaptınız?

“Takımı kurarken her zaman oyuncuların kalitesini düşünür ve onlardan ne istediğinize karar verirsiniz. Geçen yıl büyük bir değişim yaşadık, yanlış hatırlamıyorsam dokuz oyuncu değiştirdik. Bu yıl bir tane önemli değişikliğimiz var, Ricky Hickman artık bizimle değil ve James Nunnally takımda. Öncelikle çok mutluyum çünkü bazı oyuncularımız NBA’den mükemmel teklifler almalarına rağmen burada kaldı. Jan Vesely, Ekpe Udoh, Gigi Datome ve Bogdan Bogdanoviç’ten bahsediyorum. Kalmaya karar verdikleri için çok mutluyum. Bu kararı vermelerinin bir sebebi var. Öncelikle burada iyi hissediyorlar, çok mutlular. En önemlisi bu. Takımın kimyası çok iyi, içerisi çok sağlıklı. Bu şekilde devam etmeliyiz. Bu sezon biraz daha farklı çünkü neredeyse aynı takımla devam ediyoruz. Ben takımdan geçen seneki motivasyonla oynamalarını istiyorum. Bu sezonun anahtarı bu olacak. Eğer her maça geçen seneki gibi motive olup çıkmamız gerekiyor. Bu bizim için çok çok önemli.”

Geçmişten bahsetmeyi sevmediğinizi biliyorum ama geçen sezon çeyrek finallerde maç içinde yaptığınız bazı oyunlar çok konuşuldu. Özellikle Nikola Kaliniç’i Real Madrid’e karşı pivot oynatmanız… Bu fikir nasıl oluştu? Çok cesur bir karardı, bu kararı sahada nasıl uyguladınız?

“Sen basketbolu çok seviyorsun ve izliyorsun. Oyun yapmak gibi bir terim kullanmanı çok seviyorum. Ancak bu oyunu yapmak bu kadar kolaysa, herkes yapar. Bunun arkasında çok ciddi bir çalışma var.”

Ben de bunu soruyorum.

“Ben bir anda uyanıp Nikola’yı ya da başkasını bu pozisyonda oynatmıyorum. Çok çalışıyoruz. Bu seçeneği yapmak için hazırdık. Eğer hatırlarsanız Vesely sakattı. Yani elinizde bir oyuncu grubu var. Ekpe faul problemine girerse ne yaparız? Pero faul problemine girerse ne yaparız diye düşünüyorsunuz. Farklı bir şey yapmanız gerekiyor. Biz de kendimizi seri başlamadan önce hazırladık ve bu şekilde oynamaya çok hazırdık. Oyun yapmak demek kolay ama bu oyun değil. Bu çok çok ciddi bir iş. Her şeyi idmanda yapıyoruz.”

Beni yanlış anlamanızı istemem, değerini düşürmek gibi bir amacım yok.

“Hayır, anlıyorum. Herkese bu şekilde açıklamak ve öyle anlaşıldığından emin olmak isterim. Sadece sen değil, insanlar bu terimleri kullanıyor. Oyun yapmak gibi çok kolaysa, diğerleri de yapardı.”

Ben de bu fikrin nasıl ortaya çıktığını soruyorum zaten. Arkasındaki dehayı anlamak istiyorum.

“Hayır, burada bir deha olduğunu düşünmüyorum. Sadece sahip olduğunuz oyuncuların kalitesini anlamanız gerekiyor. Hazırlık döneminde de benzer şeyler yapıyoruz. Farklı şekillerde oynamak istiyorum çünkü bunu yapabilecek oyuncularım var. Ancak biz çok çalışıyoruz.”

Çünkü ikinci maçta bunu yapmak istemediniz ve Kaliniç’i kısa pozisyonuna çektiniz.

“Her zaman farklı bir şey yapma ihtimaliniz varsa, takımınız hazırsa yaparsınız. Ben idmanda çalışmadığım hiçbir taktiği maçta “hadi böyle yapalım” diye uygulamam. Oyuncuyken ben bunu yaşadım. Bir antrenörüm, 10 sayı gerideyken “şimdi pres yapmaya başlıyoruz” dedi. Ve biz idmanda hiç pres çalışmamıştık. Şaka gibiydi. Ben öyle bir antrenör değilim. Maç içinde “hadi bunu ilk kez yapıyoruz” demem. Çünkü bu ciddiyetten uzak. Oyuncular da bunu anlıyor. Yani emin olun ki maç içinde yaptığımız her şeyi idmanda çok kez aynı şekilde denemiştik.”

Bu yüzden mi farklı pozisyonlarda oynayabilen esnek oyuncuları seçiyorsunuz?

“Bu her antrenörün hayalidir. Birden beşe kadar her pozisyonu oynayabilecek oyunculara sahip olmak güzeldir. Eğer kaliteli oyuncularınız yoksa bu zordur, fakat kendilerini kısa sürede farklı pozisyonlara, görevlere adapte olabilecek oyunculara sahip olmak çok iyi.”

James Nunnally’nin katılımıyla Fenerbahçe, bazı hazırlık maçlarında da gördüğümüz üzere, çok uzun beşlerle sahada kalabiliyor. Nunnally iki, Datome üç oynuyor. Nasıl hissediyorsunuz, bu büyük bir avantaj mı takımınız için?

“James çok iyi bir oyuncu. Zaten onu izlerken bunu anlaması kolay. Fakat biz her zaman oyuncuyu transfer etmeden önce onun hakkında birçok bilgi ediniriz. Takım içinde nasıl? Takım arkadaşlarıyla nasıl geçiniyor? Özel hayatı nasıl? James’le ilgili bize gelen tüm bilgiler olumluydu. Ben şu ana kadar onun çalışmasından çok memnunum. James hep soru soran, her zaman çok çalışmaya hazır bir oyuncu. Bence takımın geri kalanıyla birlikte bizim için çok önemli bir oyuncu olacak. Onu farklı pozisyonlarda kullanmak transferden önce konuştuğumuz bir konuydu. Bakalım, göreceğiz. İşin güzel yönü, kendini şimdiden takımın önemli bir parçası gibi hissediyor. Bizim için ve onun için en iyisi bu.”

James Nunnally’nin hikayesinin Bobby Dixon’la benzerlikleri var. Evet, Dixon şampiyon oldu ama şampiyonluğu hedeflemeyen, daha düşük bütçeli bir takımın yıldızıydı. Nunnally de böyle. Şimdi bir görev adamı olmak zorunda. Sizce bir uyum sürecinde mi şu anda?

“Bunu çok konuştuk. Transfer etmeden önce James’le konuştuğumuz konulardan biri buydu. Ne istediğimizi anlattık. Senin dediğin gibi, Fenerbahçe oyuncusu olmanın Avellino oyuncusu olmaktan ne kadar farklı olduğunu anlattık. Bunu anladı. Birçok oyuncu maça göre, sezonun momentumuna göre bazen 35 dakika oynar, bazen beş dakika. Bazen de kadro dışı kalır. Bu sezon. Plan neyse kendinizi adapte etmelisiniz.”

Bunu nasıl başarıyorsunuz? Gigi Datome şutlarından fedakârlık ediyor ve yardım savunması yapıyor. Diğer takımlarındaki kadar şut atmak istemiyor. Bobby Dixon savunmacı oyuncu haline geliyor, Nikola Kaliniç birden beşe kadar her yerde oynuyor. Herkes bir şeylerden fedakârlık ediyor. Bunu nasıl yapıyorsunuz?

“Bence bu çok basit. Sezon öncesi herkes, gelmek istediğimiz noktayı çok iyi anlıyor. Herkes, takımdaki herkesin, basketbolu farklı şekillerde oynayabilmek için yeterli kaliteye sahip olduğunu anlıyor. Basketbolu seviyorlar ve takım ruhunun ne kadar önemli olduğunu anlıyorlar. Hepsi, hiç kimsenin takımdan önemli olmadığını anlıyor. Bu çok basit. Bunu bilen oyunculara, tüm özgürlüğü veririm. Bu çok çok basit.”

Ekpe Udoh’tan bahsetmek istiyorum. Özellikle geldiği ilk zamanlarda ikili oyunlarda çok top kaybediyordu. Steps yapıyordu, bazen pas veremiyordu. Sezon sonunda üst düzey bir pick and roll oyuncusuna döndü. Pas veriyor, orta mesafe şutu var ve kısa oyunda çok iyi. Bunu nasıl başardınız?

“Ekpe basketbolu çok seviyor. Kendini çok geliştirdi. Çok çok iyi bir konsantrasyona sahip. Çok akıllı bir oyuncu. Kendini geliştirebileceğini, daha iyi olabileceğini fark etti. Bu yaz NBA’den bazı teklifler vardı ve sonunda burada kalmak istedi. Dediğim gibi basketbolu çok iyi biliyor. Hazırlık döneminde takımın en çok asist yapan oyuncularından biriydi. Bu basketbolu ne kadar iyi bildiğini gösterir. Eğer basketboldan anlayan uzunlarınız varsa, topu paylaşıyorlarsa, takım için çok önemlilerdir. Takımdaki herkesten isteğim bu. Önlerinde kendilerini geliştirmek için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu ve her gün daha iyi bir oyuncu haline gelebileceklerini bilmeleri gerekiyor. Hem oyuncu olarak, hem insan olarak. Ekpe de bunun örneği.”

Bu yaza dönmek istiyorum. Jan Vesely, opsiyonunun son gününde bir NBA takımından büyük bir teklif aldı. Daha önce de teklif vardı ama bir NBA takımından çok daha büyük bir teklif geldi. Yılda 10 milyon dolardan fazlaydı. Siz onu kalmaya nasıl ikna ettiniz?

“Jan ya da diğer oyuncularla her zaman çok açık konuşurum. Günün sonunda bilirler ki, her şey kendi tercihlerine kalmış durumda. Beni dinlerler, fikirlerimi alırlar ama kendi hayatlarıyla ilgili kararı kendileri verirler. Jan kalmaya karar verdiği için çok mutluyum. Bu, bizim için oynamayı çok sevdiği anlamına gelir. Burada oynadığı için mutlu. Fenerbahçe ve sahip olduğumuz harika taraftar onu çok mutlu ediyor. Sonuçta burada kalmaya karar verdi. Belki ileride bir gün yeniden NBA’e gider, ki onun için çok mantıklı bir karar olur. Fakat şu ana kadar Jan burada ve kendini geliştirebileceğini anladı. Bence bu çok önemli. Ancak en önemlisi burada mutlu olması.”

Sizce Jan Vesely oyununu geliştirebilir mi?

“Evet, her oyuncum.”

Peki ne geliştirebilir? Şutunu mu, kendini hangi alanda geliştirebilir?

“Sırtı dönük oyununu, şutunu, daha agresif olması gerektiğini… Daha agresif olmalı. Kariyeri boyunca kısa oyuncu gibi oynadı. Üç numaraydı. Şimdi burada durum farklı. Biz Jan ve Ekpe’yi bir arada oynatıyoruz ve işine geliyor.”

Bazen onu dört numarada sırtı dönük oyuncusu olarak kullanıyorsunuz.

“Evet, tabii ki. Çünkü bunu yapabilecek yeteneği var. Onunla ilgili önemli nokta bazen kendini sakinleştirmesi gerekiyor. Bazı durumlarda aşırı tepkiler veriyor. Israr ediyorum, dış şutunu geliştirmesi gerek. Çünkü bunu yapabilecek kaliteye sahip.”

Bunu nasıl yapıyorsunuz koç? İnsanlar bazen boş yıllarınız olduğunu unutuyor, 21 yılda 15 kez Final Four’a kaldınız. Sanki her yıl Final Four’dasınız. Her takımınızla buradasınız. Bunun sırrı ne?

“Sır yok. Bunun arkasında çok çalışmak var. Öncelikle bu tip motivasyona sahip, her gün çok çalışmaya hazır oyuncuları kadronuzda bulundurmalısınız. Size güvenen bir kulüp bulmalısınız. Sizin inandığınız doğrularla çalışmanıza izin verecek bir kulüp olmalı. Ben Fenerbahçe’de herkes bana güvendiği için şanslıyım. Sabahtan diğer sabaha kadar takımımızı ve oyunculara yardım etmeyi düşünen bir teknik ekibim var. Temelde bu. Sır yok. İşimi seviyorum. Biz çok şanslı insanlarız. Biz sevdiğimiz bir şeyi yapıyoruz ve insanlar bize bunun için para veriyor. Hayattan daha ne isteriz ki? Sevdiğiniz şeyi iş haline getirmişsiniz. Ben hep derim, sezon içi kötü anlarda bile kendimi antrenmanda iyi hissederim. Çünkü o anlarda herkes bir arada olup birbirine yardım eder. Herkes bana “geçen sezon Fenerbahçe tarihinin en iyi sezonuydu” diyor. Ben hep şunu açıklarım. “Biz içeride çok sağlıklıydık.” Sağlık takımdan, yani kulübün çekirdeğinden başlar. Sonrasında, Türkiye ve Avrupa’da yaklaşık 30 milyon taraftara Fenerbahçe’nin ne anlam ifade ettiğidir.”

Fenerbahçe tarihinin en iyi sezonuydu. Euroleague’de iç sahada hiç maç kaybetmediniz, final four’a yükseldiniz ve şampiyonluğa bir ribaund uzaklıktaydınız. Fakat sizin kariyeriniz göz önünde bulundurulduğunda, bu sezonu nereye koyarsınız? Belki 2011, 2009, 2002?

“En iyilerden biriydi. Antrenörlük kariyerimin en iyi sezonlarından biriydi. Öncelikle oynadığımız basketboldan dolayı böyle hissediyorum. Gerçekten, çok iyi oynadık. Antrenör olarak yeni bazı şeyler denersiniz. Oyunculara da anlatmaya çalıştığım şey şu, James haricinde tüm takımı koruduğumuz için, daha da iyi oynama fırsatımız var. Esas nokta geçen sezon dokuz yeni oyuncuyla her şeyi tekrarlamanız gerekiyordu. Bu sezon, ilk kez bir idmanda söylediğim set hücumunu oyuncularım hatırladı. Dönüp “Hey çocuklar, geçen sene yaptığımız şeyi hatırlıyor musunuz? Şimdi böyle yapacağız” diyebiliyorum. Onlar da hatırlıyor. Oyuncuları yerleştirip tekrarlıyorum. Çok kolay oluyor. Bence bu sezon sadece ve sadece, her şeyden önemli olan şey motivasyon. Senin bana söylediğin fedakârlıkları yapmak. Oyuncularım yine aynı şekilde takımın kendilerinden önemli olduğunu anlasın, her şey yolunda gidecek.”

Euroleague’in bir efsanesi olarak, yeni NBA televizyon kontratının NBA ve Avrupa takımlarını nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

“Bu sene örneğimiz var, kontratı devam eden birçok oyuncu NBA’e gitti. Onlar için bonservis bedelini ödemek kolay. Yapmamız gereken, genç oyuncularla uzun süreli kontratlar imzalamak. Onlara burada çalışıp kendilerini geliştirmeleri için fırsat vermek. Eğer bir gün NBA’e gitmek isterlerse giderler, fakat kulüplerine de para kazandırmalılar. Yani şu anki NBA’in verdiği şaka gibi bonservisten bahsetmiyorum. Kısacası oyuncuları burada tutmak için bir yol bulmalıyız. Bu onlardan biri. Sonrasında oyuncular da kendi durumlarını iyi anlamalılar. Bogdan Bogdanoviç örneğini vermek isterim. Geçen yıl onu Phoenix Suns takip etti. Onu çok sevdiklerini söylediler. Bogdan burada kalmaya karar verdi. Anında onu takas ettiler. Gerçekten çok mu seviyorlarmış? Ben bir insan olarak şunu hiç anlamıyorum: Birisi beni draft ediyor. Birisi benim hayatıma karar veriyor ve ben buna müdahil olamıyorum.”

Ve dört yıl kontrat yapıyorsun.

“Evet. Bogdan’a dönersek, gelecek yıl bu kontrat zorunluluğu bitecek. Sacramento şimdi onun haklarını aldı ve Divac Bogdan’ı yakından tanıyor. Eminim ki Divac ona oynama fırsatı vermeyi düşünüyor. Ancak bu seneden sonra Bogdan serbest oyuncu gibi gidecek ve takımını seçebilecek. Oynama fırsatını bulacak. Bench’in sonunda maçı izlemek için gitmeyecek. Bojan Bogdanoviç’ten beri hep aynı öneriyi veririm. Buradaki ilk yılımda bana sormuştu, ben de “Oynayacaksan git. Eğer oynayabileceğini düşünmüyorsan burada kal.” dedim. Kaldı. Sonrasını biliyorsunuz. Bu çok basit. Diğer taraftan, NBA dünyanın her tarafında akademiler açmak istiyor. Sadece Avrupa’da değil. Onlar çocukara yardım etmek istiyor. Eğer şimdi NBA’deki Avrupalı oyuncuları düşünürseniz, bu çok fazla.”

70-80 civarı.

“Evet. Yani NBA’e oyuncu lazım. Eğer bu kadar çok Avrupalı oyuncu varsa, Avrupa’daki insanlar iyi demektir. Kesinlikle. Biz kendimizi korumalıyız. Ben burada bir genç oyuncuya fırsat vermek istiyorum. Ancak kontratı en az altı sene olmalı. Üç-beş sene sonra NBA’e gitmek isterse, gitsin. Fakat birisi onu senden almak isterse bu kulübün oyuncuya kattıklarını hak edecek bir şey vermelisiniz ki başka çocukları çıkarmak için fırsat olsun. Bu tek yolu. Evet, oyuncuların NBA’e gitmek istemesi mantıklı. Bakalım Euroleague’e neler olacak? Görelim. EuroLeague nasıl olacak? Taraftarlar nasıl etkilenecek? Sizin için, televizyonlar için nasıl olacak? Herkes için. EuroLeague’in bu yeni projesinin çok iyi olduğunu düşünüyorum.”

Genç oyuncuları yetiştirmek konusunda ne düşünüyorsunuz? Eskisi gibi özgürlüğe sahip, yaratıcı kısalar görmüyoruz. Yaratıcılığı yüksek olan çok az guard görüyoruz. Bunun genç takımlarda çok fazla pick and roll oynanmasıyla alakalı olduğunu düşünüyor musunuz?

“Bence sadece pick and roll ile ilgili değil, birçok sebep var. Şimdi oyuncularıma sorabilirsiniz. Her idmanda ama her idmanda, antrenmanın bir kısmını sadece onlarla bire bir çalışacağım teknik detaylara ayırıyorum. Eğer oyuncularım oyunu okumaya, iyi dribling yapıp, iyi şut atıp, iyi pas vermeye hazırlarsa; hiçbir set oyunu, hiçbir hücum onlardan daha iyi olamaz. Böyle yapmak istiyorlarsa, akıllarında bu olmalı. Ben her zaman “maç içinde beni şaşırtan oyuncuları severim” derim. Bu kolay değil. Eğer oyuncularım beni şaşırtırlarsa ben çok mutlu olurum. Bir şeyler yapın. Farklı bir şey yapmaya hazır olun. Yaratıcı olun. Anlıyor musunuz, bu onlara bağlı, bana değil. Ben onlara yardım etmek için buradayım. Bir hazırlık maçında Berk’le yaşadığımızı anlatayım. Berk hızlı hücumda rakibini geçmeye çalıştı ve bu esnada topu kaybetti. Bundan sonra Berk’e “Bunu seviyorum. Agresif olmaya devam et ve bunu dene.” dedim. Çünkü kaliten var. Sahip olduğun şeylerden biri hızın. Bunu kullan. Sahada olduğun her an bunu kullan. Top kaybı oyunun bir parçası. Bir dakika içinde üç top kaybı yapma ama agresif ol. Benim kendi genç oyuncularımla ilgili en büyük sorunum, yeteri kadar agresif olmamaları. Eğer size dört tecrübeli oyuncunun yanında ilk beşte oynama fırsatı veriyorsam, bu süreyi kullanmanız gerekiyor. Sizi gerçek maçta görmek istiyorum. Fakat oraya çıkıp 18 yaşında Fenerbahçe’de Malaga, Real Madrid, Badalona, Cedevita, Darüşşafaka Doğuş maçlarında ilk beş başlamanın normal olduğunu düşünüyorsanız; takıma bir şey vermiyorsanız, enerjinizi görmüyorsam, size tekrar tekrar yeni fırsat vermemi nasıl bekliyorsunuz? Anladın demek istediğimi değil mi? Her şey onlara bağlı.”

Fakat siz profesyonel seviyeden bahsediyorsunuz. Ben altyapılardan konuşmak istiyorum. Sırbistan’da bile Miloş Teodosiç’ten sonra genç jenerasyonlarda o tip bir yaratıcılık görmüyoruz. Sırbistan’da bile… Bunun altyapı antrenörleriyle, o seviyede ne tip basketbol oynandığıyla alakası olduğunu düşünüyor musunuz?

“Muhtemelen öyle, evet. Anlamamız gereken şey, bu işin çok zor olduğu. Fakat daha önce dediğim gibi, temel basketbol bilgilerine çalışmak, taktik çalışmaktan çok çok daha iyi. Bu çok önemli. Taktik tabii ki önemli ama fundamental kadar değil. Şöyle bir örnek vereceğim. Olimpiyat oyunlarını çok dikkatle izledim. Tüm milli takımların nasıl oynadığıyla ilgili tüm detaylara sahibim. Savunmada, geçiş hücumunda, yarı saha basketbolunda ve her noktada neler yaptıklarını biliyorum. Şampiyon olan takımla, ABD ile diğerlerini kıyaslayalım: Fark bireysel kaliteleri. Set oyunu yok, sadece dört farklı oyun var. Çok basit. Savunmada her pozisyonda adam değişmeyi tercih ediyorlar. Günün sonunda böyle fark yaratıyorlar. Bunu görerek, en doğru çalışmanın bu özellikler üzerine olması gerektiğine inanıyorum. Tabii ki onlarınki gibi oyunculara sahip olursanız işiniz daha kolaydır. Ancak ben kendi takımımdan, özellikle genç çocuklardan, bunu istiyorum. Zadar’daki turnuvadan sonra iki gün izin verdim. İki gün, bazı yaşlı oyuncular için. Gerçi ben yaşa inanmam, iyi ya da kötü basketbolcu vardır. Eğer buradaki mantığı kullanırsanız, o iki izin gününde, benimle yaptığınızdan daha ağır idmanlar yaparsınız.”

Sizin o izin günlerinde burada olduğunuzu biliyorum.

“Evet. Burada olmayı seviyorum. Ben yoksam, yardımcı antrenörlerim burada. Yani her zaman birisinin burada olduğunu biliyorlar. Ancak bazen oyuncular antrenörsüz çalışmalı. Bu da iyi bir şey. Ne çalışmaları gerektiğini biliyorlar. Bu bir sır değil. Tekrar yapmaları gerekiyor. Bizim işimizde otomatizm çok çok önemlidir. Yani eğer bu şekilde düşünürlerse oynama ihtimalleri var. Eğer böyle düşünmezlerse, sıradan oyuncu olurlar ve bir-iki seneye başka bir takıma giderler. Tüm hikâye bundan ibaret. Herhangi bir işte fedakârlık yapmaya ne kadar hazır olduğun yükselmeni de sağlayabilir, düşmene de sebep olabilir.”

Son iki sezonda siz yıl boyunca takımı günbegün oluşturdunuz. Her gün yeni şeyler eklediniz. Bu sene hazır bir takımla yola çıkıyorsunuz. Fark ne? O iki yılla bu yıl arasındaki fark ne olacak?

“Tekrar söylüyorum, bu sene için en önemli nokta motivasyon. Oyuncularım zaten nasıl oynamamız gerektiğini biliyor. Yeterli kaliteye sahip olduğumuzu biliyorlar. İlk kez Euroleague’de neler olacağını biliyorlar. Spor Toto Basketbol Ligi’nin ne kadar sert olduğunu biliyorlar. Bu sene dört Türk takımı Euroleague’de. Bu çok önemli. Bir taraftan bakınca herkes için daha kolay olabilir, diğer taraftan motivasyon daha zor olacak. Motivasyon ve konsantrasyon. Eğer bu alanlarda geçen seneki seviyede olursak, bir kez daha tekrar ediyorum, iyi basketbol oynama ihtimalimiz var. İyi basketbol oynamak her şeyden önemli. İyi basketbol oynarsanız, geçen seneki kadar maç kazanabilirsiniz.”

Taraftar için ne söylersiniz? Buraya geldiğinizde “bir hayalim var” demiştiniz ve herkesin kombine sahibi olmasını istediğinizi vurgulamıştınız. Bu sezon 10 binden fazla kombine talebi oldu ancak kulüp bir noktada durdurdu. Belki kulüp satışları durdurmasa tüm salon kombine sahipleriyle dolacaktı. Bununla ilgili nasıl hissediyorsunuz?

“Çok mutluyum. Bu benim en önemli hedeflerimden biriydi. Çok mutluyum. Diğer taraftan, kulübün de kombine satışlarını durdurmasından mutluyum, çünkü pahalı biletleri alamayacak genç taraftarımızı da düşünmemiz gerekiyor. Her zaman böyle bir dengeniz olmalı. Taraftarımızın bize gösterdiği güven, her zaman bizimle olacaklarını göstermeleri bizim için en iyisi. Hep derim, taraftarımızla olan bağımız çok çok önemli. Anlamaları gerek, taraftarımız olmadan hiçbir şeyin anlamı yok. Bizim işimiz onlarla ilgili.”

Yönetimle ilişkiniz nasıl? Başkanla?

“Çok iyi. Özellikle Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’la. Bana çalışma fırsatı verdi. Sadece bana değil, Genel Menajer Maurizio Gherardini’ye, Takım Menajeri Ömer Onan’a da. Sezon boyunca çok kez bir araya geliriz. Hep aynı doğrultuda düşünüyoruz, bu çok önemli. Ben onlarla çok mutluyum ve teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bana güveniyorlar, hepimize güveniyorlar. Eğer bu güvene sahipseniz bir şekilde aklınızda olur. Hep yanınızda oldukları için, özellikle zor zamanlarda desteklerini gösterdikleri için minnettar olmalısınız.”

Geçen yıl isim sponsorunun kontratı bitmişti ve kulübün bir isim sponsoru yok. Euroleague’de birçok takımın isim sponsoru var. Siz endişe ettiniz mi bu durumdan? Başkanla aranızda nasıl bir konuşma geçti? Ne hissettiniz?

“Ben de ona güvendim. Yani çok kolaydı. Bana söylediği her şeye güvendim. Bu işin onların yaptığı tarafı. Önem veriyorlar. Bana her zaman “Koç her şey yoluna girecek” dedi. Yani bu konuda bir şikayetim yok.”

Taraftara bu sezonla ilgili bir mesajınız var mı? Neler söylersiniz?

“Şu ana kadar yaptığınız gibi, bizi desteklemeye devam edin. Destekleriniz için teşekkür ederim. İlk maçtan itibaren bize yardım edin. Takıma, genç oyunculara yardım edin. Genç oyuncuların hata yapabileceğini anlayın. Hep birlikte, sezon sonunda hepimizin olmayı istediği yerde olalım.”